|
Real_Life
|
 |
« Yanıtla #1 : Temmuz 06, 2007 09:42 » |
|
Küllerinden doğdu... Sabah şekerliği, ortalama dizilerde oyunculuk, rüya gibi başlayıp 25 kilo fazlayla biten bir evlilik. Ama küllerinden yeniden doğar Ceyda Düvenci... Başında dolaşan kara bulutlara rağmen yeniden atılır hayata, ödülünü de "Binbir Gece" ile alır BİR PORTRE - Asu Maro
Mavi bir pelerindi hatırladığı o günden. Annesinin ona 'görerek seçtiği' son hediye. Sonrası bir otobüs, içinde müzik öğretmeni Zümrüt Düvenci, tiyatroya götürdüğü öğrencileri ve üç buçuk yaşındaki kızı Ceyda. Önde oturuyordu Zümrüt Öğretmen. Biraz dinlenmek istedi, arkaya, öğrencilerinin yanına verdi kızını. Alkollü bir minibüs sürücüsü otobüse karşıdan çarptığında uyuyordu. 'Düvencilerin mavi gözlü güzel gelini' o kazadan sonra göremedi bir daha. Ama hayatta kaldığına şükredip düzenini gördüğü günlerdeki gibi sürdürerek kızına harika bir model oldu. Başına gelenleri hep gülümseyerek karşılayan, güçlü bir kadın yetiştirdi. 1977 yılının 16 Nisan'ında Bursa'da dünyaya gelir İsmail ve Zümrüt Düvenci'nin biricik çocuğu Ceyda. Baba tarafı Selanikli, anne tarafı Tekirdağlıdır. Hayatındaki pek çok kararında rol oynayan annesi sayesinde ilkokuldayken İngilizce dersleri alır ve Bursa Anadolu Lisesi'ne dil bilerek başlar. Yine annesinin yönlendirmesiyle İstanbul'a gidip Kadıköy Anadolu Lisesi'nden mezun olur. Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne girer.
Türkiye 3. güzeli Sevmez okuduğu bölümü hiç. Bir gün gazetede "Yeni yüzler aranıyor" diye bir ilan görür ve başvurur. Kandemir Konduk'un yönettiği "Palavra Aşklar" dizisiyle ekranda göründüğünde yıl 1995'tir. Bakar ki bu yeterli değil, önemsiz birtakım dizilerde eften püften roller çıkıyor hep karşısına, 1997'de kalkar Star'ın güzellik yarışmasına girer. Üçüncü olduğu açıklandığında inanamaz bir türlü ama bu, şöhret kapılarının Ceyda için aralandığı andır. İlk iş Şebnem Dönmez'den 'Sabah Şekerliğini' devralır. Artık sokakta tanınan, teyzelerin bağrına bastığı 'bizim kız Ceyda'dır. Ancak pek de seçici davranmadığından ortalama işlerle sürdürür oyunculuk ve sunuculuk kariyerini. Zaten 22 yaşındayken verdiği röportajlarda bütün hayali 'güzel bir yuva, çoluk çocuk, 80 yaşında bile elini heyecanla tutacağı bir eş' olan romantik bir genç kız vardır. Üstelik işini gücünü ikinci plana atmaya da hazırdır, zira göz önünde olmakla evlilik ve annelik bir arada gitmez ona göre.
Rüya gibi bir düğün Nitekim, en popüler olduğu dönemde, 23 yaşındayken, bir dizide tanıştığı 'Bay Pardon' Kaan Girgin'le nikâh masasına oturuverir. Miki fareli bir davetiye ve 'rüya gibi' bir düğünle... Lakin saadet fazla uzun sürmez. Bir buçuk yılın sonunda 25 kilo almış, kariyerinde yanlış kararlar vermiş ama nihayet 'ben' demeyi öğrenmiş bir genç kadın olarak yeniden atılır hayata. İşe hatalarını kabul ederek başlar. "İçinde yer aldığım projelerin kalitesini hiç sorgulamadım. Altı senem heba oldu. Ben bilinçlendiğimde ise atı alan Üsküdar'ı geçmişti" diye anlatır durumu. Ve gerçekten adeta yeniden yaratır kendini. Hızla kilolarından kurtulur, üniversiteyi bitirir. Kaybettiği zamanı telafi etmek için deli gibi çalışır. Oyunculuk work shop'ları, İtalyanca kursu, Bilgi Üniversitesi'ndeki 'film okuma' atölyesi hep bir arada gider. Fotoğraf çekip karanlık odada basmaya, kendisine film festivallerinde 45 film izlemek gibi hedefler koymaya başlar. Ve teklifleri değerlendirirken ince eleyip sık dokumaya. Herhalde tekliflerin içinden en parlağı olduğundan, "Zalim" dizisinde Mahsun Kırmızıgül'le başrolü paylaşır önce. Ardından Hale Soygazi ve Özlem Tekin'le birlikte oynadığı "Sil Baştan" ile iyi kadrolu, eli yüzü düzgün ama kısa ömürlü "Kasırga İnsanları" ve "Maki" gelir. "Başımda kara bir bulutla dolaşıyorum" der sonradan, "Hiçbir zaman star bir dizinin starı olamadım." Halbuki bunun için yeterli güzelliği de vardır, yeteneği ve azmi de. Belki gereğinden fazla 'düzgün'dür. Pespayeliklere bulaşmaz, iradesi dışında üzerine sıçrayan 'skandallardan' da efendilikle sıyrılır.
Gözlerini ışıldatan aşk Bu arada başına gerçekten güzel bir şey de gelir, âşık olur. İsmail Hacıoğlu'yla ilişkisi ısrarla oturtulmaya çalışıldığı '7 yaş fark' eksenine inat, sıcak ve samimi bir şeydir belli ki. Gözlerden mümkün mertebe uzak devam eder ve Düvenci'nin 'yeniden doğuşu'nu tamamlar bu aşk. Gözleri ışıl ışıldır artık. Gülriz Sururi'nin "Ayşe" opereti kariyerinde de şansının dönüşü gibidir sanki. Bir müzikalin en önemli üç rolünden birini, üstelik genelde yakıştırıldığı cici kızların tersine fettan bir kadını oynayacaktır Ceyda Düvenci. Opereti görebilenler Düvenci'nin sahneye ne çok yakıştığını hatırlayacaktır... Ne yazık ki bir kara bulut da gelir "Ayşe"nin başına çöker ve kısa sürede kalkar oyun. Gelgelelim Düvenci'nin 'yükselişi' sürüyor. "Binbir Gece"nin Bennu'su olarak bu yılın en çok parlayan yıldızlarından biri oldu. O ise ekran şöhretiyle yetinmeyip kendini yetiştirmeye devam ediyor. Kadir Has Üniversitesi'nde oyunculuk üzerine yüksek lisans yapıyor, arkasında bir kütüphane bırakmak istediği için özenle kaydını tuttuğu 3000 kitabı var, görme engelliler için kitap seslendiriyor. Gerçekten çok 'demode'. Oysa "Gencim, güzelim, ünlüyüm, daha ne isterim?" deyip 'alemlerde' boy gösterseydi, bir iki kişi hakkında da atıp tutsaydı... Her şey daha kolay olmaz mıydı?
|