|
beetlejuice
|
 |
« : Şubat 09, 2008 11:57 » |
|
Sümerlerde hissedilen her nesnenin bir Tanrısı vardı ve insan görünümündeydiler, fakat insanüstü güçleri olan ölümsüz varlıklardı. Tanrılar, insanlara ne istediklerini bildirmez. Ancak insanlar onlara, kendilerinden istenileni sorarak öğrenebilirdi. Sümer mitolojisinin en önemlilerinden biri Gılgamış Destanı'nda da adları geçen tanrılardan başlıcaları şunlardır: Anu veya An: Gök tanrısı, önceleri baş tanrıyken sonra yerini hava tanrısı Enlil almıştır. Enlil: Hava tanrısı, tanrıların babası, tapınağı Ekur Nippur kentindeydi. Enki: Bilgelik tanrısı Nimmah (Ninhursag): Ulu hanım, ana-tanrıça Nanna (Sin): Ay tanrısı Utu (Şamaş): Güneş tanrısı, ay tanrısı Nanna'nın oğlu. İnanna (İştar): Aşk ve Bereket Tanrıçası
Enuma Eliş (Bir zamanlar göklerde)
Evrensel boşlukta ilkin erkek dev Absu'yla dişi dev Tiamat varmış, bunların birleşmesinden erkek yılan Lakamu meydana gelmiş, yılanların birleşmesinden de gökyüzü tanrısı Anşar'la yeryüzü tanrısı Kişar doğmuş, yeryüzüyle gökyüzü birleşerek Anum, Enlil ve Ea'yı doğurmuşlar. Böylelikle sessizlik bozulmuş ve evrende gürültü başlamış. Sessizliğe alışık olan Absu'yla Tiamat bu gürültüden tedirgin olmuşlar. Absu, bütün yarattıklarını yoketmeye karar vermiş, çocuklarının yok olmasını istemeyen Tiamat her ne kadar ona karşı koymuşsa da dinletememiş. Ne var ki büyükbabasının bu kararını sezgileyen Ea bir büyüyle onu yoketmiş. Kocasının yokoluşuna çok üzülen ve o oranda da çok kızan Tiamat bir canavarlar ordusu kurarak öcalmak ve bütün tanrıları yok etmek istemiş. Tiamat dehşet verici yaratıklardan -akrep adamlar, kentaurlar ve başka korkunç yaratıklar- oluşan bir demon ordusunun başına komutan olarak konkunç dev Kingu'yu getirmiş ve kader ipleri'ni de onun eline vermiş. Tanrılar önce korkudan titremişler, sonra çaresizlik içinde kendilerini savunmaya karar vermişler. Önce Anum ve sonra Ea savaşı yönetmeyi denemişlerse de becerememişler ve korkup kaçmışlar. Tiamat'la başa çıkamayacaklarını anlayan tanrılar sonunda Marduk'a başvurmak zorunda kalmışlar. Marduk, kendisini bütün tanrıların başkanı yapmaları ve kaderin iplerinide kendisine vermeleri şartıyla başkomutanlığı kabul etmiş. Anum'un diplomasi yolunu denemesine karşın Marduk güç kullanmayı seçer ve kadın ceddine alevler, fırtınalar ve şimşeklerle saldırır. Tiamat onu yutmak üzere ağzını açar(kaos, her şeyi silip süpüren dişi, düzen ilkesini yutarak, yeniden soğurarak, onu ilk çıktığı yer olan ana rahmine geri göndererek yok etmeye çalışmaktadır), ancak Marduk, fırtınanın rüzgarını onun ağzından içeri sokarak midesine gönderir ve bedeninin acılar içinde şişmesine neden olur. Tiamat gücünü kaybettiği bir anda Marduk okunu çeker ve onu öldürür. Kozmosu meydana getiren, hayat veren su aynı zamanda yok edilmesi gereken kaos, yani Tiamat'tır. Kingu ve ordularını fazla zorlanmadan alt eden Marduk, Tiamat'ı ikiye böler(yani Kozmos'u ayırır), bir yarısını gökyüzüne yerleştirir ve kendisi ve diğer tanrılar için bir saray inşa eder. Marduk şimdi evrenin örgütlenmesini, kozmosun yaratılışını tamamlar ve fiziksel dünyayı meydana getirdikten sonra, insanı yaratmaya koyulur. İnsanı tek bir amaç, kendisine ve diğer tanrılara hizmet etmesi için yaratmıştır: Bu nedenle, insanın başlıca görevi, tanrılara kurban sunmak ve tapınaklarda çalışmaktır. Tuhaf olan şudur ki, Marduk insanları Kingu'nun kanından yapmıştır.
SÜMER İLAHİ veya TABLET YAZILARI (parçalar)
Adı yokken göğ'ün daha Yer'in daha adı yokken Babaları okyanustan Anaları Tiamat kargaşasına Sular akıp bir oluyordu.
Saptanmamıştı arpa buğday tahıllar Görülmemişti öbek öbek kamışlar Hiçbir Tanrı yaratılmamıştı henüz daha Ad konmamıştı hiçbir şeye Alına kader damgası vurulmamıştı daha
Saptandı sonra tanrılar Lah-ma ve La-ha-ma seçildi ardından Zaman akıp gidiyordu durmadan Belirlendi sonra Sar-ki ve Sar-an (An-sar, Ki-Sar) Günleri düzeltip ayarladılar.
.........
Efendi, verdiği nimetlerin gerçek yaratıcısı olan, Kararları değiştirilemeyen Efendi, Topraktan ülkenin tohumunu filizlendiren Enlil, Yerden göğü ayırmayı düşündü, Gökten yeri ayırmayı düşündü. ..........
Gök, yerden ayrıldıktan sonra Yer, gökten ayrıldıktan sonra İnsanın adı konduktan sonra An, göğü alıp götürdükten sonra Enlil, yeri alıp götürdükten sonra Ereşkigal, Kur"un ödülü olarak ele geçirilip götürüldükten sonra... .........
Kutsanmış yerde beş kent kurdu, Onlara ad verdi, İbadet merkezlerini aralarında bölüştürdü Bu kentlerden birincisi, Eridu'yu, Nudimmud'a, öndere verdi. İkincisi, Badtibira'yı, ....'ya verdi. Üçüncüsü, Larak'ı, Endurbilhursag'a verdi. Dördüncüsü, Sippar'ı, yiğit Utu'ya verdi. Beşincisi, Şuruppak'ı, Sud'a verdi. Kentlere adlarını verdi, İbadet merkezlerini bölüştürdü. ...........
Gök ile yer dağından sonra, An (Gök) Annunaki'lerin (ardılı olan gök tanrılarının) doğumuna neden oldu. Aşnan (tahıl tanrısı) adı henüz doğmadığından, henüz biçimlenmediğinden, Utu (bitki tanrıçası) henüz biçimlenmediğinden, Uttu için hiçbir kutsal alan kurulmadığından, Hiç koyun yoktu, hiç kuzu doğmamıştı,
Hiç keçi yoktu, hiç oğlak doğmamıştı, Koyun iki kuzusunu yavrulamıyordu, Keçi üç oğlağını yavrulamıyordu. Çünkü bilge Aşnan'ın ve Lahar'ın (sığır-tanrısı) adını, Anunnakiler, büyük tanrılar, bilmiyordu,
Otuz günlük, ...... tohumu henüz yoktu, Kırk günlük, ....... tohumu henüz yoktu, Küçük tohumlar, dağ tohumu, saf canlı yaratıkların tohumu henüz yoktu.
Uttu henüz doğmadığından, (bitkilerin?) tacı henüz yetişmediğinden, Efendi henüz doğmadığından, Ova tanrısı Şumugan henüz ortaya çıkmadığından, İnsanoğlunun ilk yaratıldığı zaman gibi, Onlar (Anunnakiler) ekmek yemeyi bilmiyorlardı, Giysi giymeyi bilmiyorlardı, Koyunlar gibi ağızlarıyla ot yiyorlardı, Arklardan su içiyorlardı. ..........
O günlerde, tanrıların yaratma odasında, Dulkug evlerinde, Lahar ve Aşnan biçimlendi; Lahar ve Anan'ın ürünlerini, Dulkug'un Anunnakileri yiyor, ama doymuyorlardı; Has ağıllarındaki sütü ve iyi seyleri, Dulkug'un Anunnakileri içiyor, ama doymuyorlardı; Has ağıllarındaki iyi seylerin hatırına, İnsana soluk verildi ............. *** Adı yokken Göğ’ün daha Yer’in daha adı yokken Tanrı(ça)ların ondan varolacagı Apsu’nun Herseyi doguracak olan ilk yaratıcı ana Tiamat’ın Su'ları karışıp bir oluyordu ne demet edilmisti ot'lar, ne de duzenlenmisti kamıs'lar hiçbir tanrı(ça) belirmemisti daha ad verilmemisti hiçbir seye hiçbir kader öngörülmemisti daha tanrılar varedildiler sonra onlarin bagrında Ad’landırıldı once Lahmu ve Lahamu Gelisip çogalınca onlar Onlardan daha üstün olan Ansar ve Kisar var edildi sonra Güne gün,yıla yıl eklediler, duzenlediler zamanı.. (Ansar ve Kinsar’a) denk ogul Anu var edildi sonra Ansar,'ilk dogan','büyük oglu'Anu’yu kendi suretinde (benzer) varetti Anu da,kendi suretinde Nudimmud’u(E-A’yi) varetti.. EA(Nudimmud) egemen oldu babalarının ustunde Bilgeligi büyuk,kuvveti altedilemezdi Vareden babası Ansar’dan bile guçluydu o Yoktu rakibi,esiti tanrıların ve dostlarının arasında Birlestiler aralarında tanrılar ve dostları Sarstılar herbir yandan Tiamat’i Yok ettiler düzeni Gürültüleriyle korku saldılar Yukarda (‘gök’te) oturanlara Duyuyordu Apsu onların kesilmek bilmez samatalarını Tiamat ise,kapamıs agzını sessizce duruyordu önlerinde Rahatsız ediciydi davranısları iyi degildi hani, Hosgorü yoktu hiç tutumlarında Bu durumda, Büyük tanrilarin varedicisi Apsu Çagırdı sözcusü (elçisi) Mummu’yu yanına, Dedi ki ona, “ Ey Mummu, Kalbimi mutlu kılan, Gel buraya, Gidip görüselim Tiamat’la” Gittiler yanına onun, Geçip oturdular Tiamat’in onune Dertlestiler bu ‘ilk dogan ogullar’ olan tanrılar konusunda Söz aldı Apsu, Dediki keskin bir sesle Tiamat’a “benim için onların davranısları korkunç, ne dinlenebiliyorum gündüz, ne uyuyabiliyorum geceleri yıkıp yok edecegim onların bu düzenini Sükunet egemen olsun her yana Biz de uyuyabilelim sakince...” Duyunca bu sozleri Tiamat, Kükreyip sinirlendi, Bagırdı kocasına Acıyla haykırdı,yalnız kalma korkusuyla Kotü kurgular koydu kalbine Dedi ki, “Yarattıklarımızı niye yok edelim ki? Davranısları çok rahatsız edici olsa da, Hosgörülü olmalıyız biz!” Gelince konusma sırası Mummu’ya Fikrini bildirmek için Apsu’ya Söyledi kötülük dolu düsüncelerini: “Yok et Baba ! onların tuttukları kotu yolu, böylece dinlenebilirsin gündüzleri, geceleri de uyuyabilirsin rahatça” Isistir isitmez bu sözleri Apsu, Parladı yuzu,mutluluk doldu içi Kurdu içinden ogul tanrılara karsı Yapacagı bütün kötülükleri Sarıldı kollarıyla Mumnu’nun boynuna Oturup dizlerine öptü onu Ne konusulmussa bu toplantıda, Duyuruldu ‘ilk dogan’ ogul tanrilara Ögrenince bunu tanrılar, Doldular umutsuzlukla, Kaldılar sessizce Kapalı dudakları Fakat en bilgeleri, EA, derin bilge Onlar için düzenledi her seyi Apsu’ya karsı ayrıntılı bir tezgah hazırladı Bilgece güçlü bir büyü yaptı ona karsı Okuyarak buyuyu sulara gömdu onu Bastırdı Apsu’yu uyku,derince daldı uykuya Bu sırada Mummu,uyusmustu uykusuzluktan EA,soydu Apsu’nun elbiselerini çıkardı basından tacını Kaldırıp aldı basından ısık halesini Geçirdi kendi kafasına Zincire vurdu sonra onu Gonderdi hemen ölume Kapattı Mummu’yu Kitledi kapıyı üstüne Kurdu sonra (kutsal) mekanini Apsu’nun uzerine Yakalayıp zincirleyince düsmanlarını Ea İlan etti zaferini Odasında mutluca çekildi dinlenmeye Mabetine Apsu adını verdi Kurdu burada kutsallar kutsalı mekanı Ea ve karısı Damkina Yasadılar üstünlukle Bu kader mabetinde, Kutsal kurallar merkezinde Yaratıldı bilgeler bilgesi, Tanrıların en maharetlisi Apsu’nun bagrında dogdu Marduk Kutsal Apsu’nun bagrında dogdu Marduk Babası Ea yarattı onu Anası Damkina’dan dogdu o Tanrıçaların gögsünden emdi sütü Muhtesemdi görüntüsü Bakısları kıvılcımdı Dogumdan erkekti o, Serti her zaman o Gördügünde babası (Ea’yı) yaratan Anu onu Mutluluk doluyor ,aydınlanıyordu kalbi Öteki tanrılardan farklı kılmak, İhtisamı vermek için ona Yüceltti ötekiler arasında onu Üstün kıldı digerlerinden Degerleri muhtesemdi Zordu hayal etmek onu, Tasarlamak olanaksızdı Gozleri 4 tane idi 4 kulagı vardı açılınca dudakları atesler çıkıyordu arasından 4 kat birden gelisiyordu isitme gücü Herseyi birden görüyordu gozleri Yüceltilmisti tanrılar arasında Üstündü ölçüleri otekilerden Elleri-kolları devler gibiydi Dogustan üstündü o “Maru Utu! Maru Utu! Utu’nun oglu! Günesin oglu! Tanrilarin günesi (atesi)ydi o! 10 tanrının ihtisamıyla örtünüyordu Gururla tasıyordu süslerini 50 Korkuyu toplamıstı varlıgında Anu yaratıp var ettiginde 4 ruzgarı Vermisti onları (Marduk’un) ellerine Boylece firtınalarıyla Yarattı ‘tozu-topragı (yeryüzünü?)’ Dalgalandırdı Tiamat’ın sularını Gece gündüz endiseyle sarsılıyordu Tiamat Tanrılar,dur-durak bilmez ruzgardan sıkıntılıydılar ( Marduk’a karsı) Kalplerinde buyudu onların kotuluk Dediler ki anaları Tiamat’a “öldurduklerinde Apsu’yu onlar, sevdigin kocanı gitmedin yardımına onun, bekledin tek söz etmeden Simdi ise Anu var etti 4 Korkunç Rüzgarı Bagrın sarsılıyor her seferinde Uyku-durak yok artık bize Kalbinde ne Apsu var senin,sevdigin Ne de Mummu,zincirlere gerilen! Kaldın böyle bir basına! Anamız degil misin sen ?! Hersey korkunç,birseyler yapsana! Sevmiyor musun yoksa bizi Gör bitkin halimizi Uykusuzluk ..(sarhoslugu?) Gozlerimiz kurudu Kaldır bu yükü üstümuzden derhal Muhlet falan da vermeden hemen Dinlenebilelim artık Alt et onları ! Apsu’nun,Mummu’nu al intikamlarını Yenip yok et onların varlıklarını!” İsitince bu sözleri Tiamat Mutlu oldu derinden , dedi ki, “Madem ki,bizzat siz teklif ettiniz, o halde yapalım haydi Tufan’ı!
|