Spor Kulübü Fanatikleri, Diziler, Sanatçilar, Oyuncular ve Ropörtajlar
Kasım 23, 2008 11:07 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: T?m Fanlar Tek Adreste
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hasibe Eren  (Okunma Sayısı 1175 defa)
« : Aralık 02, 2006 13:12 »
Real_Life
Admin
Ölümüne Fan
*****


Rep Puany: 10009
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2752

Fanburada

webmaster@fanburada.com
Üyelik Bilgileri WWW
« : Aralık 02, 2006 13:12 »

Tv'deki Gibi Çirkin Değilim
Avrupa Yakası'nın evde kalmış kızı Makbule'yi oynayan Hasibe Eren, bu tarz rollerin üzerine yapıştığını söylüyor


Bir dizide de elime erkek eli değmedi yahu!"

"Bir ara 'aptal sekreter' rolleri gelirdi. Her arayan sözleşmiş gibi 'Hani Mavi Ay'daki Bayan Topesto vardı ya!' derdi".

Avrupa Yakası'nın yeni karakterlerinden Makbule izleyenleri gülmekten kırıp geçiriyor. Evde kalmışlığı, Burhan'ı tavlamaya çalışması, abartılı tepkileri, rüküşlüğü, kelimeleri yanlış telaffuz etmesi, etrafındaki erkeklerin kendisini 'gözleriyle yemesi', göğüslerini saklamaya çalışması ve kırıtarak yürümesiyle 'Avrupa Yakası'nın ön plana çıkan karakterlerinden biri oldu. Makbule'ye can veren Hasibe Eren'i 'Sıdıka' rolüyle tanımıştık. Ama Eren başarıyla canlandırdığı bu karakterle uzun yıllar Makbule olarak akıllarımızda kalacak gibi gözüküyor. "Gerçek hayatta her hareketimle insanları gülmekten yerlere yatıran bir tip değilimdir" dese de röportaj sırasında yaptığı Makbule taklitleri ve mimikleriyle yine kırıp geçirdi. İstanbul Şehir Tiyatroları'nda Çocuk-Genç Eğitim Birimi'nde eğitmen olan Eren'in ciddi' yüzünü de bu vesile ile tanımış olduk!

TV'DEKİ GİBİ ÇİRKİN DEĞİLİM

* Oyunculuğa nasıl başladınız?


1975 doğumluyum. Tiyatro çok istediğim bir daldı. Ama tiyatro okumak isteyen her gencin başına geldiği üzere ben de oyunculuğun geçerli bir meslek olmadığı yönlendirmeleri yüzünden İstanbul Üniversitesi'nde önce reklamcılık okudum. O dönemlerde amatör tiyatroya başlamıştım. Reklamcılığı bitirince artık bir mesleğim vardı. Ve tiyatro okuma özgürlüğünü elde ettim. Ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tiyatro Bölümü'ne girdim.

* Sıdıka'yla mı başladı televizyon serüveniniz?



1997'de Sıdıka'da oynamaya başladım. Üniversite tiyatrosunda ben Sıdıka'yı Atilla Atalay'ın izniyle, minik hikayelerden oluşan bir oyun haline getirmiştim ve sahnelemiştim. Televizyonda Sıdıka dizisi için bir oyuncu arandığında ise benden söz etmişler, Füsun Demirel'e. Sonra rahmetli Atıf Yılmaz izledi ve benim oynamama karar verildi. Daha sonra Yağmur Zamanı, Aşk Meydan Savaşı, Canım Kocacım, Kaymaklı Ekmek Kadayıfı, Şaşı Felek Çıkmazı ve Anlat İstanbul'da rol aldım.

* Makbule karakteri size her şeyiyle hazır mı geldi? Yoksa sizin de kendinizden ekledikleriniz oldu mu?



Gülse (Birsel) çok net iki sayfalık bir karakter analizi yazmıştı, Makbule ile ilgili. Yani çok ipucum vardı, nasıl bir genç kadın olduğuna dair... Ama bedensel anlamda vücut bulmasını ben gerçekleştirdim. Ve Gülse, bunlara gerçekten çok güldü. Kırıtarak yürümesi, terlik şaklatması, göğüslerini kaldırması, kahkülleri falan benden çıktı. Senaryo tamamen Gülse'ye ait. Ama bir sürü şeyi de tabii birlikte kurguladık, 'Bir de böyle bir şey yapıyordur değil mi bu kız hahahaha' diye. Sözler tamamen senaryoda vardı, ama mesela Gülse 'Gözleriyle yediler' yazıyordu. Ben 'Gözleriynennn yidiler'e taşıyorum. Eski lafları yanlış yerde kullanması fikri de tamamen hep Gülse'nindi...

* 'Evde kalmış kız' tiplemesi neden bu kadar üzerinize yapıştı?



Gülse'ye söylemiştim ilk bu rolü teklif ettiğinde. Bir dizide de bir erkek eli değmedi elime yahu! Evet yapıştı gibi. Eğer biri evde kalmış kız rolünü oynarsa ve ona benzer bir şey yazılmışsa senaryoda, bundan sonra referans diğer dizilerde oynanmış evde kalmış kız rolleridir. Bir dönem ben hep reddediyordum. Aptal sekreter rolleri geliyordu. Ve hepsi telefonu şöyle açıyorlardı: "Hani Mavi Ay'daki Bayan Topesto" vardı ya... Sanki sözleşmiş gibi. Sanki bütün dizilerdeki sekreterler Mavi Ay'daki Bayan Topesto'ydu. Biraz da şekilsel bir şey. Oynayabileceğim şeyler sınırlı. Güzel kadın vardır, aşk yaşar mutsuz olur... Benim oynayabileceğim roller de belli. Hani evde kalmış çirkin kız durumu...

* Ekranda sizi daha çirkin göstermek için ekstra bir şeyler mi yapılıyor?



Televizyondaki kadar çirkin değilim! Ama güzel de değilim. Fotojenik bir tip değilim. Abartılı makyaj, saçlar... Çok da kötü giyiniyor, Makbule. Bir de güzel görüneyim diye bir kaygımız olmadığı için...

* Bu tarz rollerin size teklif edilmesinden rahatsız mısınız?



Şimdiye kadar hiç oynamadığım bir rolü birilerinin bana teklif etmemesinden rahatsızım. Bunu bir tek Selim Demirdelen yaptı, 'Anlat İstanbul'da. Fahişe rolü teslim etti. Bir tek o cesur davrandı. Zor bir rol istiyorum, üzerinde çok düşünmek zorunda kalayım.

AMERİKALILAR DA İZLİYOR

* Makbule'yi oynarken model aldığınız biri oldu mu?



Adını açıklayamayacağım bir aile tanıdığımız. Evde kalmış. Çocukluğundan genç kızlığına kadar durmadan çeyiz yapmış. Hayali evlenmek, kocasını mutlu etmek, çocuk yetiştirmek olan, sürekli bir şablonun içerisinde yaşayan, aşırı titiz, takıntılı, erkeklerin sürekli kendisini çok beğendiğini zanneden bir aile tanıdığımızdan feyz aldığım oldu. Ama çok değil mi böyle kadınlar... Demode giyinen, bu haliyle çok güzel olduğuna inanan, çok...

* Avrupa Yakası'nın yeni haliyle ilgili nasıl tepkiler alıyorsunuz?



Çok pozitif şeyler duyuyorum. Amerikalı bir adam durdurdu geçen gün 'Sizi izliyorum bayılıyorum. En beğendiğim şov programı' diyor. Nasıl anlıyorsun dedim, arkadaşı çeviriyormuş. Engin için de 'The litte man is funny!' (Küçük adam çok komik!) gibi bir cümle kurdu.

ENGİN'LE OYNAMAK ZOR

* Sizin özellikle Engin Günaydın'la çok fazla sahneniz var. Çekimlerde çok eğleniyorsunuz galiba?



Engin'in karşısında gülmeden oynamayı başarmak çok zor. Sahnede çabuk gülen kişiye 'dalağı düşük' denir. Ben dalağı düşük biri değilimdir aslında.Ama Engin'in karşısında oynamak o kadar güç ki, her seferinde sizi başka bir biçimde şaşırtıyor. Çoğu zaman tutuyorum kendimi, oyuna kaptırıyorum, Makbule'nin reaksiyonlarını veriyorum ki, hani Hasibe olarak gülmeyeyim.


* Dram oynamak size uzak mı? .


Hayır, dramatik rollerde de kötü değilimdir. Anlat İstanbul'da 5 dakikalık bir sahnede oynadım, hayatını kendini satarak kazanan bir kadını canlandırdım. Bir sürü insan fark etmiş ve çok güzel şeyler söyledi. Mesela Demet Akbağ, muhteşem bir komedyendir. Ama dramatik bir şey oynayınca herkesten çok ağlatır. Şener Şen de öyle...



Ünlü Çocukların Eğitimi Ona Ait!

* İstanbul Şehir Tiyatroları'nda çocuk oyuncu eğitmenliği yapıyorsunuz...



1996'dan beri İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk-Genç Eğitim Birimi'nde çalışıyorum. Oyunculuğa hevesi ve yeteneği olan çocuklara eğitim veriyoruz. Tiyatroyu sevdirmeye çalışıyoruz. Çocuklardan profesyonel bir oyuncudan beklediğiniz şeyleri beklememelisiniz. Onun dünyasına girmeyi başarırsanız, hiç beklemediğiniz performansı alabilirsiniz. Bütün bunlara tanık olunca ve kamera arkasını da bilince, çocuk eğitmenliğini tiyatrodan sonra sinema ve televizyona da taşıdım. Babam ve Oğlum'daki Ege Tanman'ı, Yağmur Zamanı'nın Naz'ı Ece Hakim'i ben çalıştırdım. Yine Yağmur Zamanı'nda Tamer'in oğullarını oynayan Bora ve Cem'i, hatta Azra'yı da ben çalıştırdım.
Logged

« Yanıtla #1 : Aralık 02, 2006 14:22 »
frankeistein
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : Aralık 02, 2006 14:22 »

saol teşekkür ettim
Logged
« Yanıtla #2 : Ocak 05, 2007 23:07 »
adrasteia
Daha Fancı Değil
*

Rep Puany: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 6


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Ocak 05, 2007 23:07 »

bu kadında cok tatllıı ya awrupa yakasındakı ekıp super zaten
Logged
« Yanıtla #3 : Ocak 06, 2007 09:20 »
�SAGOPA�
Sagopa Kajmer
Fankolik
*


Rep Puany: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2227


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Ocak 06, 2007 09:20 »

 :thumpup saoll
Logged

Bul seni getir bana hediyem ol Aklımın odaları senle doldu taştı      Rock ANADOLU ROCKÇILAR   Rock
« Yanıtla #4 : Şubat 01, 2007 12:59 »
zynpche
Fanatik
*


Rep Puany: 2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1495

¯|¯¦©¥ ¯-_-¯-_-¯-_¯-_-¯-_-¯-_z£¥ñ£P¯-_-¯-_-¯-_-¯-_


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Şubat 01, 2007 12:59 »

saol paylaşımın için
Logged

« Yanıtla #5 : Şubat 03, 2007 22:36 »
pembe_bulut
Fancı
*


Rep Puany: 1
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 624


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Şubat 03, 2007 22:36 »

TEŞÜRLER :thumpup
Logged

Aşk hiç ummadığın biranda kapını çalıyorsa, için ürperiyor, nefesin kesiliyor, kalp atışların hızlanıyorsa; sakın korkma! unutma ki ansızın gelen aşklar büyük mutluluklar getirir..!

« Yanıtla #6 : Şubat 04, 2007 07:54 »
yufi
Fancı Olabilir
*


Rep Puany: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 171


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #6 : Şubat 04, 2007 07:54 »

saol
Logged
« Yanıtla #7 : Şubat 07, 2007 18:20 »
MBD|Berk|GS
Fanatik
*

Rep Puany: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1575


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Şubat 07, 2007 18:20 »

saol teşekürler...
Logged
« Yanıtla #8 : Şubat 16, 2007 11:40 »
Real_Life
Admin
Ölümüne Fan
*****


Rep Puany: 10009
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2752

Fanburada

webmaster@fanburada.com
Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #8 : Şubat 16, 2007 11:40 »

 16 Şubat 2007
Nişantaşılı Makbule


Nişantaşılı Makbule
"Avrupa Yakası"nın fenomen haline gelen karakteri Makbule, asıl adıyla Hasibe Eren en şık, en Nişantaşılı haliyle konuştu.

"Avrupa Yakası"nın fenomen haline gelen karakteri Makbule, asıl adıyla Hasibe Eren, en şık, en ’Nişantaşılı’ haliyle Tempo dergisine konuştu.

Televizyon izleyicileri için önce Sıdıka’ydınız, şimdi Makbule. Gerçek isminizi bilen az. Rolle bu kadar özdeşleştirilmek sizi rahatsız ediyor mu?

- Adım bilinsin diye bir derdim olmadı hiç. Piyasada Hasibe deyince biliyorlar zaten; çünkü sık rastlanan bir isim değil. Sıdıka veya Makbule olarak tanınmak, yaptığımız işin ne kadar başarılı olduğunu ve ses getirdiğini gösterir, ki bu da güzel bir şey.

Evde kalmış kız rollerinin üzerinize yapışmasından korkmuyor musunuz? Bir oyuncu için hep aynı rolleri oynamak dezavantaj mıdır? Ya da karakter oyuncusu olmaktan memnun musunuz?

- Asla sadece bu rolleri oynarım demiyorum. Oyuncunun skalası çok geniş olmalı. Her rolü oynamak istiyorsun ama yapımcılar ne yazık ki riske girmekten korkuyor. Hiç denenmemiş bir alanda, bir oyuncuya şans vermekten hep uzak duruyorlar.
 Özellikle oynamak istediğiniz bir rol var mı? İzleyiciyi şaşırtmak istiyor musunuz?

- Şimdiye kadar oynadıklarımın çok dışında, dramatik bir karakteri oynamayı çok isterim. Genelde stilize üslup gerektiren roller oynadım. Bir tek ’Anlat İstanbul’ filminde küfürbaz, ağzında sigarası, gözaltları mosmor bir hayat kadınını canlandırdım ve çok keyifle oynadım. Yönetmenler ve yapımcılar keşke daha cesur olsalar da bizim de önümüz açılsa.

"Avrupa Yakası" ciddi kabuk değişimleri yaşadı. Oturmuş bir kadroya girmekten korktunuz mu?

- Korktum ama ’tutar mı’ diye de çok kafama takmadım. Uzun zamandır birlikte çalışan bir tiyatro topluluğu gibilerdi. "Canlandıracağım karakter, onların üslubundan farklı bir yere oturur mu, onlarla aynı tarzda oynayabilecek miyim" korkusunu yaşadım daha çok. Ama o kadar yüreklendirdiler ki, galiba oldu. Bu başarının sebebi iyi bir ekiple çalışmakta. Kimse kimseye çelme takmıyor.

Dizide uzaktan yakından alakanızın olmadığı şu ’Nişantaşılılık’tan bahsedelim biraz da. Nişantaşı kadını olmak nasıl bir şeydir sizce?

- Botokslu, sarışın, uzun saçlı, topuklu ayakkabıyla yamuk yumuk yürüyen, bir giydiğini bir daha giyemeyen kadın mı demek? Bana öyle gelmiyor. Nişantaşı öyle bir yer ki, başka semtlerden o kadın kalıbına uymak için gelen kadınlar var. Onu taşıyıp taşıyamamak önemli. Bu anlattığım özelliklere sahip olup kafası zehir gibi çalışan, kendini geliştirmiş kadınlar da var eminim. Genelleme yapmamak lazım.
Nişantaşı’nın Türkiye gerçeğiyle bağdaştığını düşünüyor musunuz? Farklı bir ülke gibi mi duruyor yoksa?

- Nişantaşı’nda tesadüfen çok pahalı mağazalardan birine girmiştim. Hiç alışık olmadığımız bir alışveriş tarzı dönüyor orada. Herkes birbiriyle tanışıyor, yeni neler gelmiş biliyor. Bir yandan mağazanın kafesinde oturup arada bir kalkıp kıyafet seçiyor. Orada saatler geçiriliyor. Kadın geliyor, çantasını bir yere, montunu bir yere atıp milyarlık kıyafetler seçmeye koyuluyor. O gün ilk kez aradaki uçurumu fark ettim galiba. Asla Türkiye gerçeğiyle bağdaşmayan bambaşka bir gerçeklik ya da tam anlamıyla bir yanılsama Nişantaşı’nda yaşanan. İlginç bir gözlem olmuştu benim için. Bu röportaj teklifinizi de Nişantaşılı kadını oynayacağım için kabul ettim. Hakikaten ilginç oldu bugün, topuklu ayakkabılar yordu biraz (gülüyor). Bu kadar süslenmek de yorar insanı her gün, her gün. Bir gün, bir rolde işime yarar umarım!

 

Tiyatroya sevdalı

Hasibe Eren, ününü televizyon dizilerine borçlu olsa da aslında tiyatro sevdalısı bir oyuncu. Reklamcılık eğitimi aldıktan sonra, asıl arzusunun tiyatro olduğuna karar verip, tiyatro dalında eğitim gören Eren, "Tiyatro olsun da hangi rol olursa olsun" diyerek açıklıyor bu sevdasını.

hürriyet
Logged

« Yanıtla #9 : Şubat 16, 2007 11:57 »
angel_90
Admin
Fankolik
*****


Rep Puany: 3
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2297

angel_90_angel@hotmail.com
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Şubat 16, 2007 11:57 »

paylaşım için saol :thumb
Logged

уαηıℓмα, çσк вιℓ∂ιмℓιк уαραяѕαη çσк ∂üşмüşℓüк уαşαяѕıη, уσк ∂єя∂ιмℓιк уαραяѕαη ∂єят göяüη¢є ѕαραяѕıη...
« Yanıtla #10 : Şubat 16, 2007 13:24 »
zynpche
Fanatik
*


Rep Puany: 2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1495

¯|¯¦©¥ ¯-_-¯-_-¯-_¯-_-¯-_-¯-_z£¥ñ£P¯-_-¯-_-¯-_-¯-_


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Şubat 16, 2007 13:24 »

saol
Logged

« Yanıtla #11 : Mart 14, 2007 18:00 »
Real_Life
Admin
Ölümüne Fan
*****


Rep Puany: 10009
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2752

Fanburada

webmaster@fanburada.com
Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #11 : Mart 14, 2007 18:00 »

Koca değil, rol bekliyor
'Evde kalmış kız' rollerinin vazgeçilmez oyuncusu o... Sıdıka, Gülsün ve şimdi de Makbule... Olsun, o tiyatro yaptığı müddetçe hayatından memnun... Bir hayali var ama: Gerçekçi bir rol...
BİR PORTRE / ASU MARO

Yıl 1995, İstanbul Üniversitesi'nde şenlik zamanı... Bahçede bütün kulüpler birer stant açarken, tiyatro kulübüne düşen de bir oyun sahnelemek... Şöyle az kişiyle oynanacak, dekorsuz kotarılacak basit bir şey. Mümkünse komedi. Kulüpten bir kız öğrencinin aklına "Sıdıka" gelir. Atilla Atalay'ın meşhur karakteri. Arkadaşlarının da aklına yatınca Atalay'ı arar, "Bize yarım saatlik bir oyun yazar mısınız?" diye. "Ben yazamam ama istersen sen metinleri birleştirip yazabilirsin" olur aldığı cevap. Oturup anne-kız diyaloglarından bir oyun yazar genç kız, Sıdıka rolünü de kendisi üstlenir.
Oyun bir yıl boyunca devam eder ve bir de üniversitelerarası star yaratır: Hayatını hiç hesaplamadığı kadar değiştirecek "Sıdıka" rolünü kendine kendi biçen Hasibe Eren.

Reklamcılık okudu ama...
Eren ailesinin üç çocuğunun ortancası, tek kızı olarak 6 Haziran 1975'te Almanya'da dünyaya gelir Hasibe 'Özlem' Eren. 9 yaşına kadar hayat güllük gülistanlıktır onun için. İyi okullarda okuyan, belgeseller izleyip fabrikalara geziye götürülen bir çocukken Türkiye'ye gelirler ve aile ciddi bir ekonomik krizin içinde bulur kendini. Bu değişimden her ortama uyum sağlamayı bilen, güçlü bir kız çıkar ortaya. Ağabeyinin kıyafetleriyle büyürken hep genç kız gibi giyinmeyi hayal eden ama bunu kendine üzüntü vesilesi yapmamayı beceren bir kız.
Tiyatroya hep meraklıdır. Lisedeyken arkadaşlarıyla skeçler oynar, bir tiyatro topluluğu kurmaya çalışır ama idarenin engellemeleriyle karşılaşır hep. Üstelik ailesinin gözünde de pek geçerli bir meslek değildir tiyatroculuk. O da gider İstanbul Üniversitesi'nde Piyasa Araştırmaları ve Reklamcılık okur. Ama okuldaki ilk işi Öğrenci Kültür Merkezi'nin tiyatro kulübüne girmek olur.
Diplomasını alıp anne babasını memnun edince, sıra gelir kendi isteğine... İstanbul Üniversitesi'nin Dramaturji ve Tiyatro Eleştirmenliği bölümüne girer. Arada babası "Ne olunuyor orayı bitirince?" diye sorunca, "Öğretmen olabilirsin baba" gibi kaçamak yanıtlar verir.
Bütün donanımını borçlu olduğu, bir yandan ÖKM'de oyunlar oynadığı keyifli bir dönemdir onun için ikinci üniversite yılları. Tiyatro da okulda dayatılan bir ders değil, dört elle sarıldığı bir tutku... Böyle de gidecek, mezun olduktan sonra belki de oyun izlerken zaman zaman özlemle iç geçiren bir dramaturg olacaktır ama işte "Sıdıka"yla işler değişir birden.


Üniversiteli 'komik' kız ortalığı kırıp geçirirken diğer tarafta da Show TV'de başlayacak dizinin Sıdıka'sı aranmaktadır... Atilla Atalay Hasibe Eren'i izlemiş ve çok beğenmiştir ama "Kendi tanıdığına oynatmak istiyor" demesinler diye öneremez. Ama işte tesadüf bu ya, "Takva"nın yönetmeni Özer Kızıltan üniversitelilerin "Sıdıka"sını izler. Yetinmez, gider Füsun Demirel'e de oradaki yetenekli kızdan söz eder, Demirel de dizinin yapımcısı Atıf Yılmaz ve ekibine... Gerisi baş döndürücü bir hızla gelişir ve Hasibe Eren kendini birdenbire Türkiye'nin Sıdıka'sı olarak bulur. Babası "22 yaşındasın, ne diyebiliriz?" der ve macera başlar...
Bu gelişme, tiyatro tutkusunda hiçbir değişiklik yaratmaz. 1996'da İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk-Genç Eğitim Birimi'nde eğitmenliğe başlar. Bugüne kadar da aynı hevesle sürdürdüğü işinde en azından geleceğin bilinçli tiyatro izleyicisini yetiştirdiği için gurur duyar... Giderek aranan 'çocuk oyuncu koçu' haline gelir. "Babam ve Oğlum"daki, "Yağmur Zamanı"ndaki çocuk oyuncuları, hatta Azra Akın'ı o çalıştırır.
"Sıdıka"dan sonra "Mavi Ay"daki Bayan Topesto'ya benzeyen aptal sekreter ve evde kalmış kız rolleri gelir akın akın. "Güzel olmak gerek, âşık kadınları oynamak için. Klişelerle baktıkları için benim rollerim sınırlı" diye açıklar durumu. "Şaşıfelek Çıkmazı", "Canım Kocacığım", "Aşk Meydan Savaşı", "Yağmur Zamanı" dizilerinde oynar. Onun oyunculuğuna güvenip "Anlat İstanbul"da bir fahişe rolünü teslim eden Selim Demirdelen'e müteşekkir olur. Ama onu yeniden 'parlatan' gene bir 'evde kalmış kız' rolüdür: "Avrupa Yakası"nın Makbule'si...
Gülse Birsel karakterin ana hatlarını çizse de Makbule terliklerini şaklatarak yürüyüşüyle, gözüne giren kahkülleriyle biraz da Hasibe Eren'in eseridir. Tanıdığı birkaç kadından esinlenmiştir onu yaratırken ve "Avrupa Yakası"nın en sevilen yıldızlarından biri olur kısa sürede.
Makbule şöhret basamaklarını tırmanadursun, Hasibe Eren hiç kondurmuyor bu ünlü olma durumunu kendine. Gece çıktığında fotoğraflarını çekecek olsalar "Ben ünlü değilim ki, neden çekiyorsunuz?" diye şaşırıyor. İstanbul Şehir Tiyatroları'nda "Rumuz Goncagül"de Gülsün'ü oynuyor. Evet, gene evde kalmış bir kız. Olsun, o tiyatro yaptığı müddetçe hayatından memnun.
Bir hayali var ama: "Köşeleri olmayan, acılarıyla, sıkıntılarıyla" gerçekçi bir rol. Bir de dünya güzeli olmayanların da âşık olduğunu, heyecanlar, hüzünler, ilginç hayatlar yaşadığını fark edecek 'cesur' yönetmen ve yapımcılar lazım tabii...
Logged

Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Web Tasarim | Zayiflama Epilasyon | Unecso
eXTReMe Tracker PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.248 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu